İndex

Ergenekon: Gazi Güder tahliye edildi

Ergenekon: Gazi Güder tahliye edildi

Haber

Yazı boyutu Azalt Arttır
Ergenekon davasının 25. duruşmasında mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan emekli yüzbaşı Gazi Güder'in tahliyesine karar verdi.

Tahliye edilen Gazi Güder, tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nden ayrıldı. Çıkışta yakınlarınca karşılanan Güder, açıklama yapmak istemediğini belirterek, "Adalete güvendim. Güvenimin boşa çıkmadığını gördüm" dedi.

Duygulandığı gözlenen Güder, yakınlarına sarılarak sevincini paylaştı.



İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda 25'incisi gerçekleştirilen duruşmasında, tutuklu sanıklardan eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk'ün çapraz sorgusu yapıldı.

Daha sonra bazı sanıklar ve avukatlarının talepleri ile Cumhuriyet savcısının bu taleplere ilişkin görüşünü alan Mahkeme Heyeti, duruşmaya yaklaşık 3 saat ara verdi.

Aranın ardından ara kararlarını açıklayan heyet, tutuklu sanıklardan Gazi Güder'in tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Bu arada davanın davasının bir sonraki duruşması, 15 Aralık Pazartesi gününe ertelendi.

Öztürk'e çapraz sorgu yapıldı


Bugünkü duruşmada, tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk'ün çapraz sorgusu yapıldı. Öztürk, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in sorularını yanıtlarken, avukat Levent Temiz ile ilişkisinin sorulması üzerine, avukat olarak tanıdığı Temiz ile arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu söyledi.

Temiz ile dernek çalışmaları olmadığını anlatan Öztürk, hiçbir derneğe üye olmadığını ve Büyük Hukukçular Birliği'nin toplantılarına da katılmadığını savundu.

Öztürk, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) kuruluş aşamasındaki çalışmalarına katıldığını, ancak İstanbul Şubesi oluşturulurken nitelikli altyapıları olmadığını gördüğü için buradan ayrıldığını anlattı.

Tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz'i de Danıştay saldırısından önce tanıdığını belirten Öztürk, Kerinçsiz'in, bu saldırı nedeniyle gözaltına alındığında avukatlığını yaptığını ifade etti.

Tekin'in intihar girişimi

Savcı Pekgüzel'in, tutuklu sanıklardan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'in Danıştay saldırısından sonra nerede kaldığını sorduğu Öztürk, "İlk gece evimde kaldı. İkinci gece başka bir kişinin, daha sonra 3 gece Mahmut Öztürk'ün evinde kaldı. İntihar girişiminin ardından Yurdakul Çağman beni aradı ve yaklaşık 1 saat sonra, 09.00 gibi olay yerine vardım" dedi.

Pekgüzel'in, kayıtlara göre hastaneye saat 15.00'te giriş yaptıklarının görüldüğünü ve bu süre içinde ne yaptıklarını sorduğu Öztürk, "Tekin'in yarasına tampon yaptık. Hastaneye gitmek istemedi. Maltepe'deki ağabeyinin bir arkadaşına gitmek istiyordu. Bunun üzerine devre arkadaşı olan Rafet Aslan'ı aradık, Tekin'i ikna etmesini istedik. Söz konusu süre ikna çabaları için geçti. Aslan onu ikna edince hastaneye götürdük" bilgisini verdi.

Danıştay saldırısı

Bilgisayarında görüşme yaptığı ileri sürülen 'M' ve 'Çatal' niklerinin de kendisine ait olmadığını savunan Öztürk'e savcı Pekgüzel, Danıştay saldırısının ardından emniyetteki ifadesine atıfta bulunarak, başka sorular yöneltti.

Öztürk'e, Danıştay saldırısından sonra emniyetteki ifadesinde, Danıştay saldırısı sanıklarından Alparslan Arslan ile VKGB'de tanıştığı yönünde beyanı olduğunu hatırlatan Pekgüzel, bu konuyu açıklamasını istedi.

Arslan ile tanışmadığını, ifadesinde de böyle söylemediğini ileri süren Öztürk, "Ben 'Arslan'ı orada görmüş olabilirim' dedim. 'Tanıyorum' demedim. O ifadelerde tanıştığımı beyan eden bir bölüm var mı?" dedi.

Pekgüzel, yine Öztürk'ün, Danıştay saldırısıyla ilgili ifadesini okuyarak, "Tekin'in ofisinde otururken Arslan ile VKGB'de karşılaştıkları ve avukat olup olmadığından şüphe ettiğini kendisine söylediği" yönünde beyanları olduğunu anlattı.

Öztürk, "Bu ifade benim. Ancak şu an hatırlamıyorum" dedi. Hüseyin Görüm ile yaptığı telefon görüşmesinde de "VKGB'de eğitim verecek misiniz, komutan sizsiniz" şeklinde ifadesi olduğunu hatırlatan Pekgüzel'e Öztürk, "Bunu ciddiye almadım. Bunun kayıtları bana emniyette gösterildi. Bu nedenle soruldu. Oradan öğrenilebilir" yanıtını verdi.

Başka bir soru üzerine, Türk Ortodoks Kilisesine bir kez gittiğini belirten Öztürk, "Kutlama amacıyla yapılan bir etkinlikti. Bunun dışında bir toplantıya katılmadım" dedi.

"Veli Küçük ile bağlantın ne?"

Pekgüzel'in, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile bağlantısı sorusuna Öztürk, "Evine gittim. Küçük ile bağlantım, belli kesimleri rahatsız eden, emekli iki asker ilişkisidir. Birkaç defa bayram ve tebrik mesajı attım. Bir de sivil toplum etkinliğine katıldık" şeklinde yanıt verdi.

Diğer Cumhuriyet savcısı Nihat Taşkın'ın, "Küçük ile 32 kez görüşmüşsünüz" demesi üzerine ise Öztürk, "Bunu kabul etmiyorum. Küçük paşamı en fazla 10 kez aramışımdır. Buna mesajlar da dahildir" dedi.

Savcı Pekgüzel'in, Doğu Perinçek ile ilgili "Dört gözle darbeyi bekliyor. TSK'yı darbe yapmadığı için ağır bir dille eleştiriyordu" şeklinde değerlendirmesi bulunduğunu söylediği Öztürk, "Danıştay'a ilişkin emniyet sorgumda bunalmış ve daralmıştım. Konu darbe olunca ben de espri amacıyla dalga geçmek için söylemiştim" yanıtını verdi.

Öztürk, savcı Taşkın'ın "Buradaki diğer sanıklarla aranızda husumet varmı?" sorusu üzerine de "Husumet eğer adam öldürmekse hayatta bu kadar husumetli olduğum kimse yoktur. PKK terör örgütü hariç. Evet, haksızlığa uğradım. HalilBehiç Gürcihan aleyhimde yazı yazmıştır" dedi.

"Turhan Çömez'le nasıl tanıştın?"

Öztürk, eski milletvekili Turhan Çömez'le tanışmasına ilişkin soru üzerine de Çömez ile Ankara'daki bir kokteylde tanıştığını ifade ederek, "Uluslararası askeri konularla ilgilenirdi. Irak'ın kuzeyindeki Türkmen bölgesine giderdi. Kendisiyle bu konularda konuşur ve görüş alışverişinde bulunurduk. Hatta kaçak DTP milletvekillerinin maaş aldıkları konusunda kendisine mail bile attım" dedi.

Savcı Nihat Taşkın'ın, emekli askerler Sabri Sipahioğlu ile Aziz Ergen'i tanıyıp tanımadığını sorduğu Öztürk, "Ergen ile bir kez görüşmüş olabilirim. Sipahioğlu'nu tanıyorum, emekli bir askerdir. Fikret Emek'i tanıyorum. Ancak 21 yıldır görüşmüyorum" karşılığını verdi.

Öztürk, başka bir soru üzerine de emekli Binbaşı Fikret Emek'in 1981-1985 yılları arasında Kara Harp Okulu'ndan devre arkadaşı olduğunu söyledi.

Taşkın'ın, "Danıştay saldırısı sizin Muzaffer Tekin ile aranızdaki ağabey-kardeş ilişkisini niçin bozmuştur?" sorusu üzerine Öztürk, "Tekin ve ben sivil hayata geçmiş askeriz. Bizdeki ağabey-kardeş ilişkisinin kutsiyeti vardır. Aynı zamanda bir arkadaşlık ilişkisi var. Silah arkadaşlığı da var. Bu ilişkitabi olma, kul olma ilişkisi değildir" diye konuştu.

Öztürk, Halil Behiç Gürcihan ile de yazdığı yazının ardından ilişkisini kestiğini söyledi.

"Eymür ile ilişkin var mı?"

Savcı Taşkın'ın, eski MİT Konrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ile ilişkisini sorduğu Öztürk, Eymür ile tanıştığını belirterek, "Eşim Güler Kömürcü Öztürk ile Maslak'taki Princess Otel'de Eymür ile görüştük" dedi.

Öztürk, Taşkın'ın, "Eymür'ün sizden aktardığı sözler doğru mudur?"sorusuna şu yanıtı verdi:

"Evet. Doğu Perinçek Aydınlık dergisinde, İsmail Paker, Ertaç Giray ve beni 'MİT üçlüsü' olarak lanse etti. Ben de bunu Eymür'e aktardım. Eymür'e, Muzaffer Tekin'in Perinçek'in doldurması ile çok kızdığını söyledim. Onlarla görüşmüyordum. Bunlar benim görüşlerimdir. Mahir Kaynak yazısında ismini vermedenTekin'in beni öldürmek istediğini söyledi.

"Tekin söz istedi"

Bu sırada söz alan Tekin, Perinçek'i yönlendirmesinin söz konusu olamayacağını, Perinçek ile bir kez görüştüğünü ve Danıştay saldırısından sonrahiç görüşmediğini söyledi. Savunmasına devam eden Öztürk, kendisinden çıkan "Lobi" belgesinin Ulusal Kanal'da çalışırken bir gazeteci arkadaşının verdiğini ifade ederek, "Bende PKK'nın kongresine ait belgeler bile var. Ben gazeteciyim. Lobi belgesi beni hiç etkilemedi. Bir yapıyı deşifre etmek için temin ettim" dedi.

Perinçek'in avukatının soruları


Öztürk, Perinçek ile bazı sanıkların avukatı ve İP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey'in soruları üzerine, "Ulusal Kanal'da danışmanlık yaptım. Perinçek'in de resmi olmadan danışmanlığını yürüttüm. Kuzey Irak, çuval hadisesi ve ABD ordusu konularında danışmanlık yaptım. İP üyesi değilim" dedi.

Özbey'in, "İP ve Perinçek'in, Çin ve Rusya'nın etkisinde bulunduğunu ve Alman istihbaratı ile bağlantılı olduğunu söylüyorsunuz" sözleri üzerine Öztürk, "Ulusal Kanal'da çalıştığım zaman ve daha öncesinde gelen kanaattir" diye konuştu.

Öztürk, Özbey'in, "Bu, bilgiye mi dayalı?" şeklindeki sorusuna da "Benim MİT ajanı olduğum bilgiye mi dayanıyor? Benimki kabul edilebilir değilse o da kabul edilemez" karşılığını verdi.

Özbey'in, "Perinçek'in KKTC ve Denktaş konusunda samimi olmadığını söylüyorsunuz" demesi üzerine de Öztürk, "Kanaatim bu yöndeydi. Somut verim var, ama burada açıklamak istemiyorum" dedi. Avukat Özbey'in, Danıştay cinayeti sorgusunda kendisine Perinçek'in sorulup sorulmadığını açıklamasını istediği Öztürk, "Evet sordular" yanıtını verdi.

"Eymür ile ne zaman görüştünüz?"


Özbey'in, "Eymür ile ne zaman ve ne kadar görüştünüz?" sorusuna ise Öztürk, "Sayısını ve ne zaman olduğunu hatırlamıyorum. Eymür'e sempati duyuyorum. Görüşmüşümdür" dedi.

Öztürk, "Eymür ile görüşmede Perinçek'ten söz edildi mi?" sorusuna ise"Olmadı" diye yanıt verdi. Özbey'in "Eymür'e Rusya ve Çin ile ilgili bir şey söylediniz mi?'sorusunu ise Öztürk, "Bu aramızda" diye yanıtladı. Bu soru sırasında Perinçek'in araya girerek bir şeyler söylemesi üzerine Öztürk, "Ben olsam milli ajan olurum. Merkezkaç kuvvetinde ajan olmam. Ayrıca Doğu Bey altyapımda ajanlık yok" dedi.

Özbey'in, "Eymür size de bir teklifte bulundu mu?" sorusunu Öztürk, "Size bulundu mu?" şeklindeki soruyla yanıtladı. Ulusal Kanal'da çalıştığı sürece ne kadar maaş aldığı da sorulan Öztürk,"Emek sömürüsü yapılan bir kanalda çalışanlar açlıktan ölüyordu. Kimse parasını alamıyordu" dedi.

Başka avukattan sorular

Sanık Orhan Tunç ve Emin Gürses'in avukatı Mehmet Taşdelen'in, MHP kongresinde karışıklık çıkarılacağına dair Oktay Vural'a bilgi verdiğinihatırlatarak, bu bilgiyi nereden aldığını sorduğu Öztürk, "Gazeteci olarak kaynaklarımı açıklayamam. Ben herhangi bir bilgiyi MİT ve MOSSAD'tan almam. Benim eğitimimde CIA ve MOSSAD yoktur. Ben en fazla milli ajan olurum" diye konuştu.

Bu soruya sanık Aydın Yüksek'in tepki göstermesi üzerine avukat Taşdelen,"MHP üyesi olduğum için bu soruyu soruyorum. Oktay Vural üzerinden niye manipülasyon yapılsın" dedi.

Perinçek'in sorusu


Söz alan Doğu Perinçek, Mehmet Zekeriya Öztürk'ün ajandasında olduğunu öne sürdüğü bazı notları okuyarak, "(Medya ve basında sizinle görüleceğim) diye not almışsınız, buradaki siz dediğiniz kim?" diye sordu.

Öztürk de "Buradaki siz, bizzat Doğu Perinçek'in kendisidir. Bu not Perinçek ile görünmek istemediğime dair bir nottur" cevabını verdi. Perinçek, Öztürk'ün kendisiyle fotoğraf çektirmek istediğini öne sürerek,"İyi ki o fotoğrafları çektirmemişim. Alparslan Arslan'ın Veli Küçük ile çektirdiği fotoğraflar destan oldu. Ben de fotoğraf çektirseydim, bunlar da dosyaya konulacaktı. Öztürk'ün tuttuğu bu notlar Mehmet Eymür ile yapılan görüşmede alınan notlardır. Öztürk, benimle görüşme yapmıştır. Bu notlarla ilgili tekliflerde bulunmuştur. Bu nedenle de işten çıkarılmıştır" dedi.

Şemdinli olayı


Duruşmada, müdahil Şebnem Korur Fincancı'nın avukatı Özkan Yücel'in sorularına Öztürk'ün verdiği cevaplar nedeniyle bu kişiler arasında yaşanan gerginliğe Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tepki gösterdi.

Yücel'in, "(Şemdinli olayında polisler olayın dışında tutuldu) diye bir notunuz var, bunu açıklar mısınız?" sorusunu yönelttiği Öztürk, şu yanıtı verdi:

"Şemdinli olayından kısa bir süre önce Ankara Emniyet Müdürlüğü iki özeltim ekibini oraya kaydırdı. Şemdinli olayı 9 Kasım'da oldu. Bizim terörle mücadelemizde böyle bir tarihte batıdan doğuya böyle bir tim kaydırılmaz. Eğerçok özel bir durum yoksa. Onlar oradayken bu olaylar patlak verdi. Emniyet Müdürü, özel harekatçı polisleri bir odaya kilitleyerek dışarı çıkarmamıştır. Bunun ardından yaptığı telefon ve telsiz görüşmesinde, 'Amirim olaylara biz karışmadık. Olaylar da yatıştı' denildi, ama olaylar yatışmamıştı."

Öztürk, Yücel'in diğer sorularına tepki göstererek, yanıt vermedi.

Sanık ile avukat arasında tartışma

Bu arada, salonda Mehmet Zekeriya Öztürk'ün tutuksuz yargılanan eşi Güler Kömürcü Öztürk ile avukat Mehmet Taşdelen arasında tartışma yaşandı. Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, tartışmaya müdahale ederek, Güler Kömürc üÖztürk'ü, salonda Taşdelen'den uzak bir yere oturttu.

Daha sonra söz alan Güler Kömürcü Öztürk, güvenliğinden mahkemenin sorumlu olduğunu belirterek, bir süredir 2 avukat tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü .Bazı kişilerin amaç dışı davranarak duruşmada kargaşa ortamı yaratmak istediğini, kimseye yönelik tehdit veya hakaret gibi tavrı olamayacağını belirten Öztürk, kendisine yönelik hareketlerin engellenmesini istedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün ise "Merak etmeyin, bundan sonra sizi kimse rahatsız etmeyecek. Keşke daha önce haberimiz olsaydı" dedi.

Söz alan sanık Oktay Yıldırım, müdahil avukatlarının sözlerini eleştirerek, kovuşturmayı geciktirdiklerini savundu. Muzaffer Tekin ise hep "karanlık adam" olarak lanse edildiğini ifade ederek, "Aldığım eğitimi kullansaydım burada olmazdım. Hep aydınlıkta yürüdüm, yaptığım hiçbir şeyi gizlemedim" diye konuştu.

Danıştay saldırısı sonrası tanışmadığı bazı kişilerin kendisine destek verdiğini, bunlardan birinin Tuncay Özkan, diğerinin de Perinçek olduğunu anlatanTekin, bu nedenle Çağlayan'daki mitingde karşılaştığı Perinçek ve Özkan'a teşekkür ettiğini söyledi. Perinçek ise Çağlayan'daki mitinge Tekin ile gitmediğini ve bir arada bulunmadıklarını belirterek, "Eğer Tekin isterse bundan sonraki mitinglere birlikte gideceğim, birlikte duracağım" dedi.

MİT'ten gelen şema

MİT'in mahkemeye gönderdiği şemanın sanıklara açık şekilde verilmesini istediğini belirten Perinçek, "Kaldı ki bu şemadaki bütün isimler ortayaçıkmıştır. Zira bu isimlerin Tuncay Güney'in mülakatındaki bilgilerden oluştuğunu MİT bildirmiştir. Bu şema devlet sırrı değildir" diye konuştu.

Güney'in mülakatından, şemanın TSK bölümünde 3 genelkurmay başkanı ve 3 jandarma genel komutanının bulunduğunun anlaşıldığını ileri süren Perinçek, "Peki bunları Tuncay Güney nereden öğrenmiş. Güney, 'bu isimleri bana Perinçek söyledi' diyor. Güney ile bir kez bile görüşmedim" dedi.

Bu davanın bir tertip olduğunu ve soruşturma savcılarından en azından Zekeriya Öz'ün bunun içinde bulunduğunu öne süren Perinçek, tertibin açığa çıkmasının engellenmeye çalışıldığını iddia etti. Şemada kapalı 58 ismin bulunduğunu kaydeden Perinçek, bu isimlerle 58 bin kişinin tehdit edildiğini ve baskı altında tutulduğunu savundu.

Perinçek, bir süre önce bir gazetecinin, bir numaranın iş adamı olabileceğini yazdığını, bunun ardından da üstü kapalı olarak ünlü bir iş adamınıima eden yazılar yazıldığını ifade ederek, iş adamlarının bir numara tehdidiyle baskı altında tutulduğunun da yazıldığını ve bunlara son verilmesi gerektiğini kaydetti.

Mehmet Zekeriya Öztürk'ün çapraz sorgusu sırasında zaman zaman sinirlendiği, bazen de Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün'e "komutanım" diye hitap ettiği gözlendi.



Öztürk'ün avukatı savunmayı tamamladı


"Ergenekon" davası kapsamında tutuklu yargılanan eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu, savunmasını tamamladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada dün başladığı savunmasına devam eden avukat Yaşar Ağsu, iddianamede, avukat Behiç Aşçı'yı ölüm orucu eyleminden vazgeçirenin sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük olduğundan bahsedildiğini söyledi.

Aşçı'yı ölüm orucu eyleminden vazgeçirenin, dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç olduğunu öne süren Ağsu, bunun basına da yansıdığını kaydetti.

Bu eylemin bitirilmesi karşılığında cezaevinde bulunan DHKP/C'li ve PKK'lı kişilere bazı imkanlar sağlandığını savunan Ağsu, örneğin Tekirdağ F Tipi Cezaeevi'nde DHKP/C ve PKK'lı tutukluların ortak çalışma sürelerinin haftada toplam 12 saat, diğerlerinin ise 6 saat olduğunu ileri sürdü.

Ağsu, "Behiç Aşçı'nın ölüm orucundan vazgeçirilmesi eğer bir örgüt eylemi ise savcılar bu konuda suç duyurusunda bulunsunlar" dedi.

Sabancı suikastı

İddianamede "Sabancı suikastı"ndan bahsedildiğini, ancak suikastı gerçekleştiren Fehriye Erdal ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadığını öne süren Ağsu, davanın herhangi bir yerinde de Erdal'dan bahsedilmediğini anlattı.

Ağsu, bazı gizli tanıkların ifadelerine göre, suikasta ilişkin davanın sanıklarından Mustafa Duyar'ın nakledildiği cezaevine, Duyar'ın hemen ardından Ergin kardeşlerin de gönderildiğinin dava dosyasında yer aldığını söyledi.

Ancak bu dosyadaki sanıklar arasında Adalet Bakanlığından kimsenin olmadığını söyleyen Ağsu, şunları anlattı:

"Pek çok telefon görüşmesi arasında Adalet Bakanlığı'ndan biri ile yapılmış herhangi bir görüşme de yoktur. Nakil işlemlerini yapan Adalet Bakanlığı'dır. O halde savcılar bu nakil işlemlerini gerçekleştiren yetkiliyi bulmak için neden araştırma yapmadılar?"

Davanın iddianamesini yazan savcıları da eleştiren Yaşar Ağsu, iddianamede somut kavramlardan çok, soyut şeylerden bahsedildiğini savundu.

İddianamedeki Türk Silahlı Kuvvetlerine ilişkin anlatımları eleştiren ve TSK'nın çalışma prensiplerine değinen Ağsu, TSK'nın bu prensipler dışında çalışamayacağını kaydetti.

Savcılığın değerlendirilmeleri düşünüldüğünde, 1960 ve 1980 ihtilallerinin yasa dışı olduğu sonucuna varılacağını söyleyen Ağsu, bu şartlar altında ihtilallerle ilgili yasal işlem yapılması gerektiğini ileri sürdü.

Ağsu, "1980'i yargılarsanız çok da memnun olurum. Marmaris ressamı bir sürü genci astı" dedi.

Yasada bulunmayan suçlama iddiası

"Ergenekon" terör örgütünün belgesi sayılan bir yazıda "mafya" kelimesinin "Mafia" olarak yazıldığını ifade ederek bunu eleştiren Ağsu, "Bu Ergenekon terör örgütü Türkçe'ye de karşı. Bu konuda sanıklara ek savunma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

İddianamede, bazı eylem hazırlıklarından bahsedildiğini, ancak bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını savunan Ağsu, ayrıca bazı sanıklara yasada bulunmayan "örgütün üst düzey yöneticisi olmak" suçlamasının yöneltildiğini
söyledi.

Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu, müvekkilinin bilgisayarlarından çıkan belgelerle ilgili inceleme yapan bilirkişilerden birinin "Kurtlar Vadisi" dizisinin senaryo ekibinde yer aldığını ileri sürdü.

Ağsu, bilirkişilerden birinin de müvekkilinin emniyet ve savcılık sorgusuna katıldığını iddia etti.

Ağsu, müvekkili ile ilgili iddiaların temelini, dosyadaki 357. klasörde bulunan raporun oluşturduğunu ifade ederek, bu raporu düzenleyen bilirkişilerin de mutlaka mahkemede dinlenilmesi gerektiğini kaydetti.

Mehmet Zekeriya Öztürk'ün bazı sanıklarla olan ilişkisinin örgütsel değil, arkadaşlığa dayalı olduğunu söyleyen Ağsu, bu ilişkinin planlı olmadığını ve süreklilik arzetmediğini belirtti.

Her türlü Kemalist kuruma, bu davanın sanığı yapılarak saldırıldığını öne süren Ağsu, mahkeme heyetine hitaben "Siz Mustafa Kemal duruşuyla bu iddianameyi her yönüyle elbette araştıracaksınız, son noktayı koyacaksınız. Bu hukuk zaferine imza atın" dedi.

Duruşma salonunda gülüşme


Avukat Yaşar Ağsu'un müvekkilini savunması sırasında, gençliğinin MHP ve Ülkü Ocakları'nda geçtiğini, ancak şu anda bir bağlantısının bulunmadığını söylemesi üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de "Hiç belli olmuyor" dedi.

Ağsu da "Ona çalışıyorum efendim" diye yanıt verdi. Bu diyalog, duruşma salonundaki kişiler arasında gülüşmelere neden oldu.

Yaşar Ağsu, dünkü duruşmanın öğleden sonraki bölümünde başladığı savunmasını tamamladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, Hüseyin Görüm, Hayrettin Ertekin, Mete Yalazangil, Murat Çağlar ve Sevgi Erenerol dışındaki 40 tutuklu sanık getirildi. Duruşmada, tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk ile Yusuf Görüm de hazır bulundu.

İlgili Konular » Ergenekondiğer konular »
Servisler » iPhoneMobilHaber SMSGörüntülü HaberFacebookTwitterSitene Ekle

Diğer Haberler